9 Eylül 2010 Perşembe

Elektronik alet yalan söylemez.... :)

Kol bozuk.. :)

Playstation'da futbol maçı  oynamayı seviyorum... Fakat bunun bile belirli kuralları var. Kısaca ps3 yada ps2 modeliyle öne çıkan bu oyunda yenilen tarafın ağlamaması imkansız :) (imkansız a inanmam ama bu harbi imkansız :) ) Arkadaşlarınızla oynadığınızda onu yendiğiniz zaman nasıl sinirlendiğini ve bunu bir savaş ilan ederek gösterdiğini görmüşsünüzdür. Ama bu sefer senin taraf yeniliyorsa aynı cümleleri ve kelimeleri senin sarfettiğini ve ''Abi bu kol bozuk değiştir şunu ya'' diye yakarışları hepimiz yaparız. :) Ulan kolu değiştirir adam ama hala tık yok. Yok ''çok balıısın oğlum'' , '' Kıçınn şanslı bugün'' gibi cümleleri kullanmaya başladığınız vakit bilin ki artık kıçınızı yırtsanız da yenemezsini. Çünkü psikolojik olarak beyin sinirlenmeye otomatiklenmiş ve yenilmeye mahkum hale gelmiştir. Ya da diğer bir deyişle karşıdaki kişinin psikolojik baskısı altında kalmışsınızdır , sonuç hiç değişmez. :)


Neyse şimdi işin rengini birazda bu oyun oynanırken yaşanan diyaloglara bağlayalım. Çünkü yukarıdaki bilgileri zaten biliyorsunuz. Bilmeyenler için yazıya döktüm sadece :) ( genelde bilmeyenler de bayanlar olur )

Sebahattin ve Necati'nin Ps3 macerası....



S: - Oğlum bak birinci kol benim geçen sen oynadın sıra bende yoksa bozuşuruz.

N: - Ya sebo her zaman yeniyorum yine ağlıyorsun ya ne farkeder 1-2 her türlü çakıyorum zaten hahahaha :) ( Ayı gibi gülmeye başlar sözde espri yapıyor ayı :) )
S: - Bak neco kızıyorum ama bir daha oynamam lan seninle bak
N: - Ya sebo barcelonayı niye alıyorsun ki ben alacağım onu
S: - Şimdi küfür edeceğim ha delirtme beni neco oyununa bak


Kısa bir süre sonra kadrolar ayarlanır herşey tamam ve maç başlar...


N: Evet sağ kanattan Real madrid atağı , S.ramos verdi pasını kaka ya kaka kaka gidiyor kaka vuruyor ve top direkten dönüyor.  Yuh be kaka guiza ' yı bile geçtin.
S: Ya neco bi sus oğlum ya yeter sabahtan beri seni dinliyorum. Messi vuruyor ve goollllllllllllll nasıl koydum ama neco :):)
N: Bu gol sevinci fazla sürmeyecek sebo. Evet şimdi C.ronaldo 1 çalım 2. çalım 3.çalım Ronaldo coştu gole gidiyor kaleciye de çalım inanılmaz direğede çalım atıyor dokunuyor ve gooollllllllll :):):)
S: Ne mal kaleci bu ya Allah seni kahretmesin valdes :/
N: Ne oldu lan sebo koydum çocuğu :) Evet yeni bir atak Real ailecek geliyor. :) Benzema vuruyor ve muhteşem bir gol..... Neco Real ile sebo lu barça ya çakıyor....
S: Ya oğlum bu pozisyon ofsayt ya şerefsiz hakem ofsayt vermiyor 
N: Bırak bu işleri sebo elektronik alet yalan söylemez
S:Bırak bu işleri neco ya yeter be hakem hep seni tutuyor.
N: Of C.ronaldo orta sahadan muhteşem bir gol daha atıyor ve sebo kafayı yiyor :)
S: Oğlum bu kol bozuk ya... Abi şu kolu değiştirelim şu tuş basmıyor ya...


Araya giren cafe sahibi dizginleri ele alıyor ve : 


C.Sahibi : Kardeşim bu kol çalışıyor işte


Ve o muhteşem cümle sebobun ağzından dökülüyor...


S: Abi az önce çalışmıyordu hep benimi bulur bu kollar çalışmamak için yenildik ya yoksa yenerdim.
N: Lan bıraksana oğlum hayatında kaç kere yendin be :)
S: Ben gidiyoru lan bir daha seninle oynarsam
N: Ya sebo gel oğlum ya uzatma alt tarafı bir maç
S: Oğlum artık bu bir maç değil iç savaş :)
N: Abartma be sebo bari hesabı öde :)
S: Nah öderim. Şerefsize bak hem yenecek zevk yapacak hemde parayı yenilen ödeyecek :)
N: Tamam lan uzatma ben öderim. Abi ücret ne kadar
C.sahibi : 10
N: Oğlum sebo bak Ücret  10 lira ama sana koymak paha biçilemez lan :),
S: Bir yürü git neco ya :)



Genelde bu tarz konuşmalar biraz daha küfürlü olur tabi. Ama sonuçta bizim bayan okurlarımız da olacak o yüzden böyle özen göstermeye çalışıyorum :) Ps3 oynamak gibisi yok arkadaş hele de yenilen kişi karşında ağlıyorsa değme benim keyfime , çünkü onunla dalga geçmek çok eğlenceli oluyor. Bir gün hepinizin denemesi tavsiye ederim. :) Yenilmemeye özen gösterindiyeceğim ama bunu okuyan herkes yenilmezse vay halimize :)



8 Eylül 2010 Çarşamba

Veli toplantıları süper olur.... :)

Veli toplantısı


Veli toplantılarını hepimiz ilköğretim  ve lise gibi okullardan biliriz. Olay nedir., annelerimiz yada diğer bir deyişle velilerimiz konuşulmak üzere toplantılara çağrılır kimimizin ki gelir kimimizin ki ise ya işi olur gelmez ya da biz haber vermezdik. :) Peki ''arkadaş iyi de ulan benim derslerimi ben düzeltemiyorum da velim mi düzeltecek'' diye söylenmeden edemiyorduk o zamanlar. Zaten tembel öğrencilerin genelde velileri hiç toplantılara gitmezdi. :) Benim velimin gittiği toplantı sayısı 1 elin 5 parmağını geçmez. Yani düşünün ne kadar tembel bir okul dönemi geçirmişim. :) İlk zamanlar gerçekten de dersler için çağırdıklarını düşünüyordum velileri....
Fakat anladım ki bence velileri oğlunun veya kızının dersleri için değil , resmen kafalayıp parasını sömürmek için çağırıyorlarmış.  Öğrenci notları sadece araya vesile oluyor. :)


Annemin gittiği her toplantıda ( toplam 3 ya da 5 toplantıya gitmiştir) konuşulan ilk konu aidat parası idi. Ulan bu aidat parası niçin alınıyor hala anlamış değilim :)12 yıllık okul hayatımda bu okul aidat parasının bir faydasını gördüysem 50 cent olayım ya :) ( Arap yani :) ) Neymiş efendim '' Biz bu aidat paralarını sizin için istiyoruz , fotokopi parası vermeyin istiyoruz '' gibi kelimeler sarfediyorlar fakat hiç inandırıcılıklarını gösteremiyorlar. :) 12 yıllık okul hayatımda verdiğim fotokopi parası , fotokopi makinası bozuldu parası , A4 , A5  kağıt parası  , temizlik malzemeleri parası ve spor ile ilgili ürünler alacağız paraları ile Ortaköy ya da Bebek'te 8 yıldızlı bir villa  diktirmiştim  :) Birde ne hikmetse dersleri hep iyi öğrencilerin annesi gelir. Yani enayi kesim diyebiliriz. Burda ise değinmek istediğim nokta bu çalışkan velilerin annesi '' benim oğlum bu bak ne kadar başarılı ve çalışkan '' diye diğer annelere tekrar tekrar iletmeye çalışırlar. Sanki diğer veliler okunan notları duymuyor. Ualn çalışkan oluyor da ne yapıyor büyüyünce bir bok olamayacak ki. Soracaklar İstanbul'un neresini biliyorsun sayacak 2 tane ilçe bana sorsalar tüm İstanbul'u biliyorum. Niye ? Çünkü zamanında alt yapıya yatırım yaptık. (dersler hep kötüydü ama olsun :) ) 


Birde veliler abartmaya bayılırlar. Okul birincisi olduysa oğlu başlarlar övgülere benim oğlum şöyledir de böyledir de vay efendim ondan iyisi yokta. Hiç unutmuyorum bir kere muhasebe dersinde 99 almıştım. (Aslında 100'de ipne hoca bilerek yaptı biliyorum. :) ) Ve o zamanlara bir toplantı düzenlenmişti. Bizim müdür yardımcısı sınıfa gelip ''Yarın annesi gelmeyen kişi ertesi sabah okula gelmesin'' diye bir uyarıda bulununca mecburen annemizi çağırdık. Hali ile annem de toplantıdaki yerini aldı. Neyse annem benim okul birincisi olduğumu duyunca başladı konuşmaya , işte '' benim oğlum çok akıllıdır biraz derslere verse kafayı kimse onu geçemez neler söylüyor ki neler :) Bu konuyu tam 1 yıl boyunca gördüğü her akrabamıza anlattı. Teyzemlere ,dayımlara, halamlara ,  dedemlere  ve bulabildiği tanıdığı kim varsa hepsine birer birer anlattı. Eline ne geçti ? Haylaz bir tane delikanlı :)


Yani gereği itibariyle ele aldığımız şu konuyu son söz ile bitirmek istiyorum. Sayın çok değerli çalışma arkadaşlarım ve değerli basın mensubları , Milli eğitim bakanlığına tekrar sesleniyorum böyle oyunları bırakın ve aidatı lütfen kaldırın. Yahu zaten okula yazılırken para veriyoruz ıvır - zıvır parası veriyoruz birde daha fazlasını istemeyin yeter be sömürdünüz.. :) Zaten geliri 700 (Asgari ücret ) olan bu millettin zor geçindiği dönemde birde aidat almaya çalışarak iyice komikleşmeyin . Çünkü komikleştikçe batıyorsunuz ve siz battıkça eğitim - öğretim bitiyor....





Diksiyonu düzgün kızlar..... :)

Kızlear...........( Merak etmeyin doğru yazdım :) )


Bak arkadaş görüyor musun cümlenin altını kıpkırmızı bir çizgi kapladı. Fakat bu kızlar bunu nasıl başarıyor anlamıyorum ağzını yamulturak konuşma sanatı diye bir kitap mı okudular acaba :):) ( Bu arada kırmızı çizgiyi görmen olanaksız kaydı yayınlayınca otomatikmen gidiyor. Bilmeyenler olabilir diye söyledim :) )   


Biz bir arkadaşımla beraber bu tür konuşanlara diksiyonu düzgün diyoruz. Çünkü yeni moda abi ya :) Düşünsene sene 2010 ve halkımızın nerdeyse %70 'nin diksiyonu bozuk, lütfen artık bizde diksiyonumuzu düzeltelim ve ağzımızı sağa yada  sola doğru yamultarak konuşalım. :)
Arkadaş işin ilginç tarafı ise ben bunu yapabilmek için gerçekten 1 hafta uğraştım. Arkadaşlarım bana ''sen mal mısın olum niye ağzını yamultuyorsun dediler '' bana bu 1 hafta içinde yapılmadık hakaret bırakmadılar. :)


Ulan demek ki biz yapınca hakaret yiyoruz ama kızlar yok kızlaearrrr yapınca bir şey olmuyor. :) Birde bunların daha beterleri var... 
Mesela diyelim ki siz buna karşı bir espri yaptınız ya da o kelimeyi söylemesi için bir ön ayak oluşturdunuz. Hop hemen gaaaaacııkkkk diye bir kelime çıkar ağzından , siz ise içten içe düşünürsünüz '' lan acaba gıcık mı demek istedi yoksa gocuk mu anlamadım ki ya. '' Arkadaş birde ardından paeisss diyor. Al işte başına belayı...
Şimdi pas mı dedi pes mi dedi yoksa pis mi dedi diye düşünürken hop zaten gün bitiyor. :) Ama lütfen ne diyorum bakın gelecekte yani bundan 5 yıl sonra hepimiz böyle olmazsak işsiz kalacağız. :):) Geleceğin dili olarak artık İngilizce ön planda olmayacak. Artık ön planda olacak olan tek dil yamultma dili :)


Peki bu tarz konuşmaları yapanlar la konuşmayı denemedim mi sanıyorsunuz ? Evet denedim , günlerden bir gün (2 gün olacak değil ya :) )  bir tane böyle ağzını yamultan kızlardan birine '' ya sen nasıl böyle konuşabiliyorsun yani nerde öğrendin bunu kursu fala var mı söyle de bizde gidelim dedim'' cevap harikaydı '' Neeaaa Diyorsun saen gearizakeli '' Anlamak için 15 dakikamı verdiğim bu cümlenin anlamını öğrenince ne kadar gerizekalıyım lan diye düşündüm. Buna bu kadar zaman harcayan ben ne kadar pişman oldum bilemezsiniz. Yaşayan bilir (Klasik entanelerden biri pehhhh :) )


Bu yazıyı yazarken büyük bir kitlenin benden soğuyacağını biliyorum. Yani %30 gibi  yüksek bir oranda diksiyonu düzgün kişiler var. Büyük risk :) Ama ben bu riski göze alıyorum... :) Geleceğin en önemli dili olacak bu dilin bir an önce kurslarını açılmasını milli eğitim bakanlığını devreye girmesini istiyorum. Lütfen bu millet için artık doğru bir adım atıp bu dili ön plana çıkaralım ve diksiyonumuzun  düzgün olmasını sağlayalım. :) 


Dalga mı geçiyorum. Hayır çok ciddiyim ya güle :) Bak harbiden geleceğin dili bu :)
(Çaktırma ama dalga geçiyorum be :) ama olabilme olasılığı da var hani :) )




        Bay.Budala


     Mustafa KÖSE


(Dünyanın en iyi yazarı )

5 Eylül 2010 Pazar

Türk filmlerine hastayım ya :)

Türk Filmleri.....


Türk filmlerine gerçekten hayranım...


Bazı insanlarımız  '' Yahu Avrupa bilim kurgular da şov yapıyor , birde bizim filmlerimize bak bok götürüyor '' diyor. Fakat bence çok fena yanılıyor :) Mesela biraz önce gördüm filmdeki adı geçen bahanettin taksiye biniyor filmde onun sevgilisi rolünü üstlenen kişi ise onu görüyor ve hemen ardından 1 taksi daha geliyor. Bu hemen hemen her filmde ya da dizide rastladığımız en temel konudur :) Burada ki ilginçlik ise adam arabaya biniyor hemen ardından kadın taksi çeviriyor. O taksi oradan tesadüfen mi geçiyordu , yoksa set ekibi bilerek mi onu çağırdı :) Abi bilim kurgu filmlerini alt üst edecek bir şekilde tasarlanmış Türk filmlerini lütfen ayakta alkışlayalım. :)


Mesela ''Emrah''.... 
Çocuğun genç yaşta başına gelmeyen kalmıyor. Kardeşini götürüyorlar inşaatta neyse :) Annesi amcasıyla aşna fişne babası zaten ölmüş garibin , ulan daha ne kötülük gelsin ki bu adamın başına :) Doğru ya hırsızlıkla suçlanıyor sonrası da var hapse giriyor mapushane damında türküler patlatıyor. İşin en ilginç i ise adam acı çekerek para kazanıyor lan :) Kim acı çekerek para kazanmak ister ki , Bu bilim kurgu değilde nedir ? :)


Yok arkadaş hele ki Recep ivedikte ki ince ayrıntıları geçmeden olmaz. Hangi filmde '' Tabi kadınla erkek arasında geçecek dingil eşekle kadın arasında geçecek hali yok ya moloz '' diye bir espri var. Millet o kadar çok eleştiriyor ki bu tarz filmleri ben biliyorum ki herkes kıskanıyor , hatta abartarak söylüyorum o tarz filmleri yapanların başarısını çekemiyorlar..


Neyse Türk filmlerinde kalmıştık. Bir film daha var , Dünyayı kurtaran adamın oğlu :) Ulan filmin ismine bak bilim kurguyu alt üst edecek kelimeler bunlar ::):) Burada ki  büyük sorun ise bu filmin Dünyanın bakın Türkiye'nin demiyorum , Dünyanın en saçma filmi seçildi. :) En iyisi olamasakta en kötüsü olmayı başarabilen bir ülkeyiz bence takdir etmeliyiz. :) Bu makale de pek komiklik düşünmedim açıkcası....


Hoş bu yazdıklarımı okuyan kişi sayısı da bir elin parmağını geçmez. Tabi bu kötü yazdığımdan dolayı değil 1- milletin ön yargılı olması 2- beni tanımıyor ve gvenemiyor olması (yani zamanını bitirmekten korkması)...
Peki bu adamlar her boka zaman buluyor da beni ön yargısız okumaya zaman bulamıyor mu ? :) Neyse beni ilgilendirmez sonuç itibari ile ben dünyanın en iyi yazarıyım. Sadece bu saçma sapan bir kağıt parçası üzerinde noter huzurunda onaylanacakmış :) Noterciler birliğinin ben.... neyse :)




                       Saygılar...
       
                    (Bay.Budala)

                  (Mustafa KÖSE)

             ( Dünyanın en iyi yazarı)

3 Eylül 2010 Cuma

Meydan-ı Taksim.....

Meydan-ı Taksim


İstanbul ' da bulunan ve şehrin en çok rağbet gören yerlerinden biri olan taksim meydanını herkes hemen hemen bilir. ( İstanbul dışındakiler için söylüyorum fakat içindede bilmeyenler var onları da mazur görelim :)  Ezmeye gerek yok :)


Neyse konuya geri dönüyorum. Taksim meydanına her uğradığım da insanların arasından itişe kakışa geçiyorum , aslında bir nevi buradan yetkililere sesleniyorum ''Allah rızası için artık şu istiklal caddesindeki insanlar içinde trafik polisleri atansın.'' :) Şayet atanmadığı her vakit her gün en az 20 kişi ile daha çarpışıp en sonunda ya onlar ya da ben hastanelik olacağım....


İşin birde iç yüzü var. Taksim ' e yada bir diğer deyişle istiklal caddesine çıkan herkes o kadar çok müzik aletleri görür ki müzik kurslarına gitmeye gerek kalmaz :) Mesela en son gittiğim de kızıl dereliler ya da derililer ya da deliler her ne boksa lan işte :) kendi has müziklerini millete sergiliyorlardı. Fakat bir durumu farkettim tabi yanımda ki dostlarımla  beraber tespit ettik bu fikri  (Engin ve Cengiz' e bu fikiri beraber bulduğuumuz için teşekkürler :) ), yabancı olupta flüt çalan herkes hem seyirciyi topluyor  hem de parayı götürüyor. Yan tarafında ise bir türk kıçı ile saksafon çalsa kimsenin umrunda olmuyor :) Lan ne kadar ilginç insanlarımız var  :) Elin gavuruna para yağdırıyor Türk ' e gelince '' abi valla bende de beş kuruş yok be '' diyebiliyor. :)
'' Bir önceki makelen de sende öyle söylemiştin ''  dediğinizi hissediyorum. Bende harbiden yoktu lan içiniz fesatlığa kaçmasın :):)


Taksim ' in müzik ile arası gerçekten baya bir iyi. Dediğim gibi her tür müzik aletini çalan var. Hayatım da görmediğim bir teneke ye benzeyen bir müzik aleti çalıyordu bir adam , bir an düşündüm '' gidip sorayım lan ne bu '' diye sonra adamın bana sanki '' sorma dümdüz küfür ederim '' diyeceğini düşündüm. (  Resmen adamı orada kötülerin kralı ilan ettim ya neyse :) ) Saksafon , darbuka , gitar , davul ( davulun olması ramazan - ı şerif dolayısıyla normal , fakat anlamadığım konu Taksim meydanındaki herkes uyanıkken bir davulcunun  gelipte orada davul çalması ne kadar normal bilemiyorum :) ) zurna , kızıl deliler ( sanki bu kulağa daha hoş geliyor , en azından bana ) ve daha ne isterseniz var. Düşünün keman bile var be :) Bir de bize modern ülke değilsiniz der Avrupa birliği , lan biz sokakta bile müzik çalıyoruz siz ne bok yiyorsunuz :) Her yeri medeniyet kokuyor ülkemin be :)  Laf lafı açıyor konu sürekli başka yerlere dağılıyor. Galiba bunu yapmayı seviyorum yani yazmayı.....




Aslında işin gerçeği taksim meydanını pek sevmiyorum. Çünkü o kadar çok kişi geliyor ki adım atacak yer olmuyor. Ama malesef iş gereği artık o caddede izin günüm hariç her gün çekmeye mahkumum :) Bununla ilgili bir atasözü bile var hatta '' Elim mahkum bir yerim de gardiyan '' Yapacak birşey ve diyecek bir söz yok :)






                  Bay.Budala
           
              Mustafa KÖSE


     (Dünyanın en iyi yazarı :) )











2 Eylül 2010 Perşembe

Dilenci para istedi ulan 5 kuruşum bile yoktu :)

Dilenci vakası




Tarih: 29 ağustos 2010 Pazar

Olay yeri: Okmeydanı metrobüs durağına yakın bir park alanı

Olay: Dilenci para istiyor ve ben '' Ağabey cidden beş kuruş yok '' diyorum.



Günlerden pazar ve hava çok güzel....Havanın içine yaşadığım olay sıçmasaydı çok daha güzel olacaktı :)

Cebimde 5 kuruş para yok ama ben mutlu ve huzurluyum. İçimden '' Ulan para yok ama huzur var hayat ne garip lan babasını satayım'' diye mırıldanırken daldığımı unutup karşı istikametten gelen bir varoş hanımefendisine bodoslama girdim. ( Keşke girmez olaydım ulan kadın da ne çene varmış.. ) Tabi bu varoş hanımefendisi başladı tantanaya , açtı ağzını yumdu gözünü. Ben ''Bu ne kadar daha sürecek , ben bu ızdıraba ne kadar katlanacağım diye düşünüyorken .'' Varoş hanımefendisi hala kelimeleri bana giydirmeye devam ediyordu. En sonunda dayanamayıp ''abla yeter artık evde çoluk çocuk aç bekliyor seni saatlerce dinleyemem '' dedim. Ve kadın bana '' Tüü terbiyesiz ben senin nerden ablan oluyorum ukala'' dedi ve arkasına bakmadan gitti. O an içimin ne kadar rahat olduğunu ve aslında hiçbir hatamın olmadığıını da anlayınca artık o cebimde 5 kuruş bile yok hissi iyice diniyordu. Ta ki o dilenciyi görene kadar.....

Tam merdivenleri çıktım parkın içinden geçip mutlu ve huzurlu bir şekilde evime gideceğim. Ama tam o esnada köşeye sinesine çekilmiş ve sinsi sinsi bekleyen dilenciyi görünce göz göze gelmemek için verdiğim uğraşlar bir türlü sonuç bulmadı. O esnada adam '' Abi Allah rızası için bir sadaka be açım be hadi be '' diye kelimeleri sarfederken , benim ise bu cümleler beynime sanki kazı çalışması yapılıyormuş gibi kazınıyordu. Dilenciye '' Abi valla bende de yok 5 kuruş bile yok cebimde '' demeyi çok istedim fakat gururuma yenilmiş olmalıyım ki söyleyemedim. Bir an düşünüp '' ulan şu dilencinin bile benden daha iyidir bütçesi  '' dedim. Sonra da süklüm püklüm eve  doğru yol alırken hala aklım o dilencideydi. Artık eve gelmiştim ama o dilenci hala aklımdan çıkmıyordu. Uyuma vakti geldi yataklar serildi ama hala aklımdan çıkmıyordu dilenci , neydi beni bu kadar etkileyen niye unutamıyordum o dilenciyi....

Bu sorunun cevabını rüyamda gördüğüm senaryo da cevap bulmuştum :)

O gün o dilenciyi rüyamda tekrar gördüm ve dilenci paraları sayıyordu. Fakat benim cebimde gene 5 kuruş yoktu :) Galiba anlaşılan ben o dilenciyi o bile benden daha iyi bütçeye sahip dediğim andan itibaren psikolojik olarak unutamamıştım. Neyse ki unuttum o günler geçti fakat parasızlığım hala devam ediyor diyebilirim. Peki sonuç ne ? Galiba artık daha da huzurluyum :) :):)

Çözüm : Bundan sonra cebimde en az 10 kuruş olmalı 5 kuruş parktaki dilenciye ,  3 kuruş caminin oradaki dilenciye , 1 kuruş yardım kutusuna , 1 kuruş ( lan bırakında oda bana  kalsın acaba onu kime vercek diye düşünüyorsunuz birde. Asgari ücret alıyoruz zaten dilencilere mi paylaştıralım ev mi geçindirelim arkadaş yeter ya yeter :)



               Saygılar....
            
                İmza:

           Bay.Budala ( Dünyanın en iyi yazarı )
    

'' Pipimi ye ''

PİPİMİ YE! ....       

 Küçükken ne güzel günlerimiz olurdu değil mi ? Hep eğlenir , deliler gibi bir sağa bir sola koşar türlü türlü oyunlar oynardık, fakat doğum tarihimiz gelip her sene 1 yaş büyüdükçe yok olur giderdi içimizdeki o delilik ve  oyun oynama istekleri .
    O kadar güzel günlerimiz olurdu ki her önümüze gelene istediğimizi söylerdik. Özellikle erkekler bu konuda muhteşem derece de sevilen kelimeler kullanabiliyorlardı. Kızlar ise böyle bir fırsatları olmadığı için üzülüyor gibiydiler (Hani lan herkes özgür ve eşitti J) Küçükken erkek çocuklara o kadar yüklenirdi ki babalar çocuk zaten hayata küfürbaz gelirdi. Sonra suç bizim oluyor ulan babamız dini öğrettide bizmi öğrenmedik J Annelerin çabaları bu dönemlerde hep yetersiz kalmıştır, galiba bu gidişle hiç bir şekilde de çabalarına ulaşamayacaklardıır.

Çoçuk konuşmaya hemen başladığı vakitten itibaren ‘’ Söv olum şu amcaya’’ , ‘’ Amcana pipine ye de bakayım ‘’ , ‘’ abi ye küfret oğlum ‘’ gibi  cümleler kurup resmen çocukları küfürbaz olmaya davet ediyorlar. Çocuğum olduğunda  ‘’ö p bakalım şu amcanın elini ‘’ , ‘’ Seni seviyorum de amcaya ‘’ , ‘’ Senin ben de bakim amcaya’’ yok sonuncusu olmayacaktı. İşte bende zamanında alıştırıldığım için mekanizma direk o tarafa kayıyor J


Mesela ‘’Pipimi ye ‘’ kelimesini küçükken erkek çocuklarının %85’i kullanmıştır. Ne kadar büyük ve çarpıcı rakam değil mi ? J Ama malesef ‘’ Pipimi ye’’ hayatımızda o kadar önemli bir yer aldı ki bir daha gitmedi o aldığı yerden. Küçükken ‘’pipimi ye dediğinizde ‘’ Ne kadar sevimli diyebilen çok oluyordu.’’ Ama şimdi öyle mi bu durum ?  ‘’Pipimi ye’’ dediniz diyelim , 19 yaşındasınz karşıdaki adam size bakıyor ve bağırmaya başlıyor siz kaçıyorsunuz ama nafile adam koşuyor peşinizden Kadıköy’den Eminönü’ne yüzerek geldiniz ama adam hala koşuyor J Yapacak bir şey var mı ? Malesef yok.... J
Ne olacak peki bu memleketin hali ? Aman Çektir et be... Bir ‘’Pipimi ye’’ demeyle ne olacak sanki demeyin.... (Nah girersiniz siz Avrupa birliğine bu sözleri kulanmayın diye bir yasa çıkarırsa  AB şaşırmayın. Gerçi boşver girmek isteyen kim ki babasını satayım J)